|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Albertus Magnus |
|
Aquinalı Thomas |
|
|
|
|
|
|
|
 |
|
|
 |
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Ockhamlı William |
|
|
|
Roger Bacon |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
|
|
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
Roma İmparatorluğu’nun M.S. 5. yy’da yıkılmasıyla 15. yy’da Rönesans’ın doğuşu arasındaki 1000 yıllık dönemde Batı Avrupa’da Hıristiyan Kilisesi düşünce olarak etkili oldu. Bir düşünceyi ya da buluşu benimsemeden önce, Hıristiyanlık’la bağdaşmaz olmadığının inananlara garanti edilmesi gerekiyordu. Böylece, Antik kültürün pek çok ürünü uzun yüzyıllar içinde binbir zahmetle Rönesans’ta yeniden ortaya çıkma imkanı bulana dek karanlıklara gömülmüştür. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
başa dön |
|
|
|
AUGUSTİNUS (354 - 430)
Bugünkü Cezayir topraklarının sınırları içerisinde kalan Hippo kentinde doğdu. Babası pagan, annesi hristiyandı. Gençliğinde hristiyanlığa hiç yüz vermemiş ve Cicero dahil çok sayıda düşünürün eserlerini okumuştur. Maddenin kötü, ruhun iyi olduğu özünü veren maniciliği benimsemiş, sonra bir septik olmuş, Platon’u ve Yeni Platonculuğu Plotinus’un eserlerinden incelemiş ve nihayet 32 yaşında hristiyanlığa dönmüştür. Düşüncesi Ortaçağ Hıristiyan Felsefesinin çıkış noktası ve temelidir. Bütün düşünceleri iki konu üzerinde toplanır : Tanrı ve ruh. İkisi ve ikisi arasındaki ilişki dışında kalan konuların başlı başına bir değeri yoktur. Sadece insanı kibre vardırır.
Şüphe edilemez bir takım doğrulara sahibiz ve bu geniş anlamıyla zaman dışı bir mutlak doğrunun olduğu anlamına gelir. Matematiğin ya da mantığın zaman dışı doğrularını tanrının varlığını düşünmeden elde edemeyiz.
Augustinus’a göre insan yalnız kendi iradesini kullanarak, Tanrı’dan bağımsız olarak kurtuluşa erişemez. Tanrının merhametine ihtiyacı vardır. ‘Düşüş’ten sonra Tanrının, insanlığı seçilmişler ve lanetlenmişler olarak ikiye böldüğüne inanmıştır. Bir daha tekrarlanmayacak olaylardan kurulu bu tarih bilincini ortaya koyan Augustinus bu açıdan tarih felsefesinin kurucusu da sayılmaktadır. En çok ilgi gören eseri kendi hayatını anlattığı “İtiraflarım”dır. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Augustinus, Roma İmparatorluğu’nun çöküş döneminde yaşadı.. Germen kabileler Roma’nın Kuzey Avrupa’daki egemenliğine son verdiler ve İrlanda hariç diğer bölgeleri barbarlaştırdılar. 7. ve 8. yy’da İslam İmparatorluğu, felsefede, matematikte, gökbilimde ve tıpta büyük ilerlemeler gerçekleştirdi. Antik kültüre ait eserleri muhafaza edip Arapçaya çevirilerini yaptılar. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
13.yüzyıl başlarında kurulan iki tarikat, bilimsel çalışmanın üniversiteler yanında ikinci ağırlık merkezi olmuştur. Amaçlarının sapkın akımlarla savaşmak ve Hıristiyan erdemini diriltmek olduğunu savunan bu iki tarikat, İspanyol Dominicus’un kurduğu Dominiken ve İtalyan Franciscus’un kurduğu Fransisken tarikatlarıdır. Ortaçağ Hıristiyan Felsefesinin bu tarihten sonraki başlıca temsilcileri bu iki tarikattan yetişecektir. İkisi de Aristotelesçi ve Augustinusçu teolojileri uzlaştırmak ister fakat Dominiken tarikatı Aristoteles teolojisi etrafında, Fransisken tarikatı ise Augustinus teolojisi etrafında gerçekleştirmeye çalışırlar. Albertus Magnus ve Aquinalı Thomas Dominiken tarikatına mensuptu ve onların ekolü günümüze kadar Katolik Kilisesinin resmi felsefesi olarak kabul görmüştür. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
başa dön |
|
|
|
ANSELMUS (1033 - 1109) 16 yıl Canterbury Başpiskoposluğu yapmıştır. Tanrının varlığıyla ilgili varlıkbilimsel (ontolojik) kanıtlaması ile ünlüdür. O, bu kanıtında Tanrı ile neyi anlatmak istediğimizi sorar. Tanrı ona göre kendisinden daha yetkini tasarlanamayan varlıktır.En mükemmel olabileceğini düşündüğümüz varlık, var olmanın dışında istenilen her niteliğe sahipse, olabilecek en yüce ya da en mükemmel varlık değildir. Çünkü var olan bir varlığın var olmayandan daha yüce ve mükemmel olduğu açıktır. O nedenle, olabilecek en yüce, en mükemmel varlığın var olması gerekir. Bu kanıtlamanın yanlış olduğunu göstermek çok zordur. Bu bağlamda; “Tanrı hem zihinde bir kavram olarak hem de zihin dışında vardır.” demek zorundayız. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
başa dön |
|
|
|
PETRUS ABELARDUS (1079 - 1142)
Yaşamının büyük bölümü Paris ve çevresinde geçmiştir. Trajik bir aşk öyküsü vardır. Heloise ve Abelardus birbirlerini gizlice sevmişler ve bir çocuk sahibi olmaları üzerine yine gizlice evlenmişlerdir. Ancak Heloise’in amcası, Heloise’in kardeşlerini intikam için kışkırtmış ve bunun üzerine kardeşler bir gece Abelardus’un odasına zorla girerek onu iğdiş etmişlerdir. Abelardus daha sonra keşiş, Heloise de rahibe olmuştur.
Abelardus’un felsefe alanındaki ilgi çekici yazıları, terimlerin bir şeyin var olduğunu gösterip göstermediği ile ilgilidir. Platon’a göre bir çiçeğin kırmızısı, “kırmızılık ideası”nın bir yansımasıdır. Buna ‘gerçekçilik’ denir. Aristoteles’e göre ise ‘kırmızılık’, çiçekteki kırmızıdan farklı ve ondan ayrı birşey değildir. Buna da ‘adcılık’ denir. Abelardus bir adcıydı.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
başa dön |
|
|
|
ALBERTUS MAGNUS (1193 - 1280)
Ortaçağın en büyük Alman filozofu ve bilginidir. Dominiken tarikatına mensuptur. Albertus Magnus ve Aquinalı Thomas önderliğinde Dominiken tarikatı Aristoteles araştırmalarının odağı olmuştur. Sistemin doruğu olan tanrı, her şeyin nedeni, ilk kımıldatıcıdır. Piramitten aşağıya inildiğinde nedenden etkiye, etkiden edilgine doğru formların formundan maddeye doğru ineriz. Tanrı en yüksek gerçek olduğu kadar en yüksek iyidir de. Tanrı bütün varlığın doruğudur ve insan da belli bir anlamda fizik dünyasının doruğudur. Doğadaki bütün varlıklar insan için vardırlar. Tümü onun amaçlarına hizmet eden araçlardır. Ayrıca insan da olmak üzere bütün varlıklar Tanrı için vardırlar. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
başa dön |
|
|
|
|
AQUINALI THOMAS (1225 - 1274)
Albertus Magnus’un büyük öğrencisidir. Ortaçağ felsefesinin en büyük düşünürüdür. Öğretisi bugün de Katolik Kilisesinin resmi felsefesidir. Ortaçağ felsefesinin ilk parolası “Anlamak için İnanıyorum” idi. Bu önce vahyedilene inanmak, sonra da bunları akılla kavramak anlamına gelir. Thomas’a göre inanmak ve bilmek iki ayrı bilgi kaynağıdır, başka başka şeyler öğretirler. İnancın sırları akla aykırı değildir fakat üstündedir, aklın kavrama gücünü aşmadadır. Bilgi sadece en yüksek ışığı anlayabilmek için ön koşulları sağlar. Thomas’ın benzetmesiyle : Bilim, inanç tapınağının giriş holüdür ve sadece girişi aydınlatırlar. Devlet doğal bir zorunluluktur, Tanrının istemiş olduğu bir kurumdur ve bu sebeple ona itaat ödevdir. Devletin amacı, erdemli bir yaşayış için insanı yetiştirme ve tanrı ile birleşmeye hazırlamadır. Buna aracılık edecek olan yapı da kilisedir ve bu sebeple kilise, devletten üstündür.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
başa dön |
|
|
|
|
OCKHAMLI WILLIAM (1285-1347)
Şeylerin gerçekte nasıl olduklarına bakmamız ve görmemiz gerekir. Doğal dünyanın bilgisi için bize güvenilir bir temeli ancak gözlem ve deney verir. Ockham denildiğinde akla gelen en tanınmış düşünce, Ockham’ın usturası ilkesidir. Aynı görüngüyle ilgili iki alternatif açıklamadan daha karmaşık olanında yanlış bir şeyler bulunma olasılığı daha fazladır. Diğer herşey eşit olduğunda daha basit olanın doğru olma olasılığı daha yüksektir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
başa dön |
|
|
|
|
ROGER BACON (1210-1294) Ortaçağ ile Rönesans arasında bir geçit tipidir Roger Bacon. Ockhamlı William gibi o da bir Fransiskendir. Aristoteles mantığına karşı çıkar. Ona göre bilgiye vardıran yol deney ve deneyleme olmalıdır. Fakat doğa sözkonusu olduğunda tavrı, yöntemli sorular sormak yerine son öğeleri elde ederek güç elde etmek, insanın doğa üzerinde egemenlik kurmasıdır. Bu deneylerin son amacı da okült bilimlerdir. Dış deney yanında bir de iç deneyler vardır ve onların amacı tanrı ile bir olmadır. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|